Yoğunyokuş Fanzin

by - 13:00:00


Uzun zaman oldu buraya yazmayalı. İş güç koşturmaca derken zaman akıp gitti. Hayatın telaşı diyerek konumuza geçmek istiyorum. Fazin okumayı seven biri olarak iki ay önce Yoğunyokuş Fanzin ile tanıştım. Tabi editörden mesaj gelmese haberim yoktu böyle bir fanzin olduğundan. Diğer blogumu kapattığım zaman fanzinde yazı yazmam için iletişime geçilmişti benimle. Tesadüf mü bilmiyorum ama artık çok severek yaptığım bir iş oldu.

Ankara'da bir grup insanın yazıp, ürettiği Yoğunyokuş Fanzin dergi olma yolunda ilerliyor.
Fanzin içeriği genel olarak politika ve edebiyat üzerinden günümüz konularını ele alıyor.
İlk sayısını Mayıs ayında çıkaran Yoğunyokuş şuan altıncı sayısını çıkardı.
İlk kurulduğu zamanlar, 16 eser ile yola çıkan fanzinimiz, hızla büyüyerek ilerliyor.
Ve asıl güzel haber ise, Yoğunyokuş Ankara ile sınırlı kalmayarak İstanbul ve daha birçok ile yayılmış durumda.
Yoğunyokuş'un yazıları kadar, kapak ve manşetleri de dikkatleri üzerine çekiyor.
-
SAYI 1: Sınıfa ne oldu ?
 
SAYI 2: Ölmek zor, yaşayalım o vakit!

SAYI 3: Gericilik hissettirir


Ah! evet gündem hızlı ilerledi kabul edelim. Yoğunyokuş son sayısına üç ayı birden sığdırdı. Eğitim ve ohal konularını ele alarak direk 6. sayıya zıpladı.

 Şimdi 7. sayısına hazırlanan Yoğunyokuş Fanzinden sizlere bir bildiri var!
Buyurun;

Devrim çağrısı!
Senin korkuluğun değil, korkunun ta kendisiyim. Ellerinle yarattığın ve ateşe attığın, yanmayan korkuyum ben. Senin en aciz anın, en sancılı duygun, en korkulu senaryonum ben. Bulamadın mı hala? Çünkü azıcık işim var. Şu kafamı gömdüğüm delikten çıkacak umutla, enerjiyle ve öfkeyle sınıfın yumruğunda vücut bularak dikileceğim dimdik karşına.
Beni göremiyorsun ve tir tir titriyorsun. Ben senin gerçekliğinim. Eninde sonunda karşına dikileceğim.
Biraz ipucu mu istiyorsun? Tabii, seve seve. Beni rakamlarla, tarihlerle, sınıflarla, karşısına dikildiğim güruhla, asla kutsal olmayan fakat son derece manidar isimlerle tanı. Ben Ekim 17’yim. Ben Granma’yım. Ben Maximillien, ben Spartaküs, ben Enver’im. Ben tüm tarihsel uğrakların ilk kırılma anıyım, ben 1789’um. Ben Paris’te kaybeden komünüm. Sekiz Mart’ım ben. Bir Mayıs’ım. Altı Mayıs’ım ben darağacında sallandırdığın. Kızıldere’yim ben. Kaypakkaya’yım. Kosova’yım ellerim tütünde. İlk grevde vurulan işçiyim. Fabrikaya kilitleyerek yaktığın da benim. Yugoslavya dağlarında astığın partizan da ben. Sierra Maestra dağlarının şanlı topraklarına bastığım ayakla dünyayı gezenim ben. Fidel benim, Che'yim. Lenin'im. Sana ait olduğunu düşündüğün yanılgınım ben. İki Mustafa da benim! "Er ya da geç mezarını kazacak, kahraman oğulların, kızların Nazımı da ben, Neruda’sı da."
Eğer hala tanıyamadıysan daha yakın gözle bak bana. Örgütüm ben. İşçiyim ben. Tarihin kendisiyim. Senin pislik üreten düzeninin kovucusu, yıkıcısıyım ben. Insanı karanlığa gömenlere öfkeyim ben, insani karanlığından çıkaracak umudum ben; devrimim. Kimi zaman İran’da TUDEH’im, kimi zaman Küba’da 26 Temmuz Hareketi. Kiminde Baas’ın ilerici kanadı, kimi zaman Samsun’da Halk Fırkası. Suphi’de Komünist Fırkası, Çayan’da şehir gerillasıyım. Hala tanıyamadıysan tarihini oku. Beni çıkardığında ‘son 150 yılını çöpe atmak zorunda kaldığın’ tarihini…
Değerli Yoğunyokuşçular, beni anlatın. Beni yazın. Tanıtın beni bilince aç bırakılan sınıfıma. İşçi tulumuna giydirin beni. Duvarlara vuran şarkılar misali, sokaklara taşırın beni. Üzerine bomba yağan Kürdün, Arabın, Filistinlinin, her geçen gün daha da kötürümleştirilen Türkün, üzerine duvar yağan inşaat işçisine, üzerine kömür yanığı sinen Somalısına, küpeli hizmet işçisine, marabasına, iş kazası adıyla katledilen, ezilen, sömürülen, kokan ve korkan kadın - erkek - lgbti bilcümle işçi sınıfına! Taşıyın beni. Ayağa kaldırın. Ölmediğimi görsün herkes. Yaşatın beni öykülerle. Yaşatın şiirler ve şarkılarla. Dans edin benim adıma kelimelerle.
Aralık – Ocak sayısı için beni işleyin. Devrimim ben. Gelecek olanım. Korkmayın. İlkelerine sadık kalarak okuyun, yazın, tartışın, yeniden üretin beni yoğun bir yokuşta yol alırken. Fanzinde beni işleyin. Umutla arayın aydınlığımı. Bulacaksınız tüm karanlık tabloya ve ressamı olan burjuvaziye rağmen!
Yazıları da 21 Kasım – 5 Aralık arasında teslim etmeyi unutmayın.


Yoğunyokuş Fanzin Yayın Kurulu
 -
Yazılarınızı ister iletişim bölümünden bana gönderin,  İsterseniz Yoğunyokuş Blog adresine ya da Facebook adresine gönderebilirsiniz.

Facebook: Yoğunyokuş Fanzin 
http://yogunyokus.blogspot.com.tr 


Yoğunyokuş Fanzin alın okuyun!
Tükenmeden alın.
Tükenirse fotokopi çekin!
Sevgi ile kalın!
 

ŞUNLAR DA HOŞUNUZA GİDEBİLİR

0 yorum